|
Günlerden bir gün Yalnızlık usulca sokaklarda yürür. Girdiği her sokakta başka bir yalnızlık onu karşılar. Oysa onun istediği bu değildir. O,bundan sonra ki yaşamında yalnızlığını paylaşabilecek bir dost aramaktadır. Ancak gittiği her yerde yalnızlık ve yalnızlığın beraberinde getirdiği sessizlik vardır.
Yalnızlık çaresizce gezmekte ve gezdikçe de sıkılmaktadır. Çünkü, çünkü yalnızlık,yalnızlığını biriyle paylaşmak istemektedir. Nedeni ise ‘yalnızlıktan sıkılmış’ olmasıdır.
Yalnızlık derin düşünceler çemberinde dönerken biranda ‘yakınlığa’ çarpar. Sessizlik birden irkilir. Çünkü sessizlik bozulmuştur.
Yakınlık gülümseyerek yalnızlığın yüzüne bakar, yalnızlık ise heyecanın ve korkunun etkisiyle yerinde donakalır. Bu bakışma on dakkayı bulur.Sessizlik gözünü kırpmadan onları izler…
Yalnızlık dayanamayıp yakınlığa yaklaşır ve ‘aslında yapayalnız olduğunu, sırf arkadaş bulmak ümidiyle bu dar ve karanlık sokaklarda yürüdüğünü’ söyler…Yalnızlık bunları anlatığına rağmen yakınlık hala da yalnızlığın yüzüne bakıp gülümsemektedir. Yalnızlık kafasındaki binbir soruyla yakınlığa yönelir ve neden sürekli gülümsediğini sorar…Yakınlık, yalnızlığın gözlerinin içine bakarak içten bir sevinç ve coşkuyla yalnızlığın boynuna sarılır. Yalnızlık ne yapacağını bilmez bir vaziyette etrafına bakakalır. Çünkü etrafı dolmuş, sessizlik yerini sevince ve coşkuya bırakmıştır. Az sonra mutluluk,hüzün,gözyaşı,arkadaşlık ve hepsinin başı dostluk gelir. Herkes ama herkes kendini duygu selinin ortasında bulur. Duygu seli ‘böyle coşkulu bir yerde benim işim olmaz’ deyip yerini sevince ve coşkuya bırakır. Yalnızlık da yalnızlıktan kurtulup hayata sillesini yapıştırır. Ve çığlık atarak ‘işte der, işte HAYAT BU ’
Hayatta yalnız kalmamanız dieğiyle...:)
|