Blogcu - Turkce ucretsiz blog Guncel bloglar Aktif blogcular Ucretsiz blog




TOPLUM VE HAYAT ÜZERİNE

Image Hosted by ImageShack.us

Toplum Ve Hayat Üzerine...

...::: HOŞGELDİNİZ:::...

  • 23/9/2007 - ~ Sensiz Bir Sonbahar ~
  • Kategori: Oyku dediklerim

    MERHABA CANIM

     

    Sen uzaklardasın ama aklım ve kalbim hep seninle. Bugün bahçeye çıktım sensiz oturdum sandalyeye seninle yaşadığım günleri düşünüp durdum. Gözlerim uzaklara daldı. Ne güzel oyunlar oynardık çimlerin üzerinde, toprak yumuşak ya üstünde yuvarlanıp dururduk. Ağaçlar boyumuzu geçerdi ama biz çıkmak için nasılda çabalardık üstüne. Hatta sen bir kere düşmüştün annelerimiz kızmasın diye onlara söylememiştik. Bahçede salıncak artık boş sen yoksun diye bende dokunmaz oldum. Sen yoksun diye yaramazlıkta yapmıyorum, elbiselerimi de kirlet miyom. Sen olmadan ben çocukta olamıyorum. Galiba sonbahar geliyor sana yazarken ağaçların hışırtısını ve yaprakların yavaştan düştüğünü hissediyorum. Sensiz bir sonbahar nasıl olacak bilemiyorum. Hatırlıyor musun, yapraklar yere düşerken bizde onları yakalamak için neler neler yapıyorduk. Hatta gidip annelerimize sorardık ‘ağacın yaprakları düştü şimdi üşümez mi onlar’ diye. Şimdi aklıma gelince gülüyorum. Sonbaharda esen rüzgârın hali de bir başka oluyordu. Kulağımıza bir şeyler fısıldıyormuş gibi sesler çıkarıyordu. Bizde ‘rüzgâr bizimle konuştu’ derdik. Yağmuru da çok severdik ya hemen kendimizi bahçeye atar yağan yağmura ellerimizi açardık deliler gibi oradan buraya koşardık, olur duya çamura bulanmış bir halde eve dönerdik. Hatta sen ateşlenmiştin gece yarısı seni apar topar hastaneye kaldırmıştık. Ama yine de vazgeçmemiştik sonbahardan, yağmurdan, yapraklardan. Sensiz üşümeye başladım şimdi. Hayla gittiğine inanamıyorum. Benim çocukluğum benim canım arkadaşım. Taşındığınızdan beri içimde bir şeylerin eksik olduğunu hep fark ettim. Acaba diyorum kendine yeni arkadaşlar buldun mu? Beni unuttun mu? Ya da benim gibi beni anıp duruyor musun? Küçükken hep olan gülücüklerin umarım ileriki yıllarda peşini hiç bırakmaz. Hep çocukça kalman dileğimle arkadaşın…

     

    Öyle Zamanlar Vardır Ki,

    Gittiğiniz Yer Önemsizdir:

    Önemli Olan Nasıl Gittiğinizdir!

     

    | Yazan: eFte£ya & AşiNa | Yorum ( 18 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 19/9/2007 - ..Deniz..
  • Kategori: Oyku dediklerim

    ...SENİ SEVMEYECEĞİM DENİZ...

     

     

    Güneş batma yönünde, Kızıl ateş renginde derin izler bırakmıştı. Denizin ufuklara uzanan çizgisi üzerinde denize vurmuş yakamoz. Sahile ufak ufak vurulurdu dalgalar. Kumsallarda nasibini güneşten almış, yanarcasına ısınmıştı. Yalnızlık öyle zorluyor ki beni; kendimi sakin ama coşkun olan denize atmayı göze almıştım. Kıskanıyordum deniz ile güneşin bu durumlarını. Onlar iyi kenetlenmiştiler, hayatın akışında birbirlerine. Ben bunu da başaramamış, hayattan çok ağır bir sille yemiştim enseme. Güneşimi yüreğimin hışır hışır akan şelalesine gömmüştüm. Hayatım zehir olmuş, hiçbir tat alamıyordum. Zira o benim gönlümün güneşidir. Kendimi kumsala atmak ve netice ne olsun diye soruları kendime sormadan yürümek istedim. Onun acısından kıvrandığım bu vakitler böyle bir isteyişte bulunmam, hala içimdeki duyguları kaybetmediğimin göstergesiydi. Ağır ağır adımlar atıyordum. Güneş batıyorken bu ne hüzün ya RABBİM!...Kendime hakim olamadığım bir vakitte, hiç farkına varmadan gözlerim ağlamıştı. Bunu ancak gözyaşlarımın yanaklarımdan süzülüp dudaklarıma değmesiyle fark etmiştim. Ve ben gözlerimin bu isyanına hiçbir müdahalede bulunmadım. Çünkü gözlerim saflığını yüreğimden alıyordu. Gözlerimin ağlaması da yüreğimin artık acıya dayanamayacağının açık bir göstergesiydi. Denizin kumsala ufak ufak vurduğu dalgaları, çıplak ayaklarımın altına kadar sızmıştı. Ayaklarımın altına kadar sızan bu dalgalar bana yine gönlümün güneşini hatırlattı. Bu hatırlatma içimde bedenim ile ruhum arasında bir iç isyan başlatmıştı. İsyanım kendime mi yoksa gönlümün güneşini avuçlarımdan koparan denize miydi? İsyanım sana ey gökleri gök yapan mavi deniz! Bugün ruhumun ikizini ellerimden aldığının yaklaşık 1 yılı oluyor. Ve ben yalnız ve yalnızlık batağına sürülen senin almış olduğun canın hesabını soran bir aşığım. O beni anlıyordu. O beni her şeyden önce seviyordu. Ama sen bizim bu ilişkimizi kıskandın. Bizim mutluluğumuzu, güneşle olan mutluluğunuzun alt mertebesinde bulundurdun. Bugün bunları sana sorarken gözlerimin içi kırmızılaşıyorsa, sana olan nefretimdendir. Seni sevmeyeceğim aşkımı aldın diye. Ve hiçbir zaman sevmeyeceğim mavi deniz…

     

    En Güzel Deniz Henüz Gidilmemiş Olanıdır-Nazım Hikmet

     

    Mehmet Karadeniz arkadaşımıza tşkler.

    bide bana :)

     

    | Yazan: eFte£ya & AşiNa | Yorum ( 19 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 20/8/2007 - **KÜRESEL ISINMA**
  • Kategori: Oyku dediklerim

    ÖLÜ BİR ADA BİR EV...

     

     

    Yaşamın acı ama gerçek sahnelerini görmekten bıkanlar koşa koşa bana gelirler. O sahneleri her defasında görmek çok acı olacak ki bana gelen bütün insanlar o sahneleri bir an olsun unutmak için kendilerini benim güzelliğime bırakırlar ve dinlenmeye koyulurlar. Gerçi bu dinlenme çok uzun sürmez ama onlara bu kadarı bile yetiyor. Bunu ben değil, bana gelenler söylüyor.

     Önceleri bu kadar rahatlatıcı bir etkimin olduğunu bilmiyordum. Ancak insanlar şehrin o sıkıcı ve bunaltıcı halini görüp bana kaçmaları, aslında ne kadar değerli olduğumu bana göstermeye yetti. İnsanların dediklerine göre şehrin gittikçe yapılaşması ve teknolojiye ayak uydurması onları sıkmaya başlamış. Bu durumdan bir an önce kurtulmak için ilk ve tek çare olarak bana koşmayı kararlaştırmışlar. İşte o günden beri, yani 20 yıldır hep böyle devam ediyor.

     Onların bu mutluluğu biraz pahalıya mal olsa da yaşadıklarından pişman değiller. Ancak dediğim gibi fiyatım isteklerini gerçekleştirmeyi biraz zorluyor. Fakat her şeye rağmen çok mutlular. Bu mutluluklarına bir ada olarak bilakis ben şahidim.  

     Ben kendim için insanların ‘hayatı’ insanların ‘tek yaşam kaynağı’ diyebilirim… Bu güzel adam da güzel birde bir evim var. Oda kendini anlatınca;

    Ben beş oda, bir salon, uzunca bir giriş, bir lavabo, bir banyo, bir kütüphane, bir mutfak, bir gazete odası ve büyük mü büyük bir balkondan oluşuyorum. Balkonumda güzel mi güzel mor menekşeler, sümbüller, kasımpatıları, mavi mine çiçekleri, ballıbabalar, her renkten güller, papatyalar, asil orkideler ve utangaç karanfiller yetişiyor. Balkonumun sağ tarafında bir masa ve bir sandalye bulunuyor. İnsanlar genelde tek başlarına balkonumda güzelliğimi seyrettiği için tek sandalye bıraktım balkona. Böylece düşünmek için pek çok zamanları oluyor. (geçmişi ve geleceği ve de kendilerini)

     Balkonuma çıktığınızda adanın inanılmaz güzelliği karşınızda. Özellikle  mavi, güzelliğini gökyüzünden almış bir deniz ve onu sımsıkı saran sarı- sıcak bir güneş görürsünüz. Karanlık bastığında, deniz yalnız başına kalmasın, sıkılmasın diye güneş yerini ay’a bırakır. Sabahın ilk saatlerine kadar denize eşlik eden ay, seher vakti yerini tekrar güneşe verir ve aniden ortadan kaybolur.

     Balkonumdan mavi denize bakanlar bir ‘ohh’ çekip hemen aşağıya inerler ve denize doğru koşmaya başlarlar. Dışarıya çıktıkları zaman da onları türlü türlü güzellikler bekler. Kapımdan çıkıldığında hemen sağ tarafımda kocaman bir orman belirir; sol tarafımda ise iki yaşlı ağaç ve aralarında bir hamak; hamağın hemen yanında bir masa ve onun üzerinde de türlü türlü meyveler, meyve suları bulunur. Hemen arka kısmımda türüne rastlanılmamış hayvanlar barındırıyordum. Hepside benim gibi zararsızdı insanlara.  

     İnsanlar eskiden beri çizgi oynamayı çok sevdikleri için benim arkamda bir çizgi yapmışlar. Ben, beni kirlettikleri için ne kadar kızsam da yinede çizgi oynamaları hoşuma gidiyor.

     

    (İşte bir zamanlar, böyle bir güzellikteydik ama şimdi yokuz, neden mi; insanlarımız yüzünden ortaya çıkan küresel ısınma nedeniyle şimdi sadece ölü bir ada ve evim…)    

     

    Burada verilmek istenen mesaj çok açık ortada ileriki yıllarımızı düşünüyorsak şimdiki zamanımızın  bilincinde olalım artık…

    İSRAF OLMASIN.

     

    | Yazan: eFte£ya & AşiNa | Yorum ( 27 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 2/5/2007 - Baharın Dehşeti...
  • Kategori: Oyku dediklerim

    Baharın o güzel havasını ciğerlerimin en kuytu köşesine kadar çekiyordum. Yanımda dostlarımın olamayışının vermiş olduğu hüzünlü o daracık ve uzun yolda yürüyordum. Ağaçlar ve kuşlar benim yalnız olduğumu sezebilmişler ki tüm güzelliklerini ayağıma seriyorlardı.

       Çiçeklerin bahar ayına neden bu kadar aşık olduklarını şimdi daha iyi anlıyordum. Çünkü o bahara bende aşık olmuştum. Bu yüzden hiç yorulmayacakmış gibi, hiç durmayacakmış gibi kendimi o serin baharın kollarına atıyordum. Bahar da beni sımsıkı kucaklıyor ve güzel kokusunu tüm bedenim hissetsin diye sıcak bir rüzgârla etrafıma dağılan bahar kokusunu içimin ta derinliklerine taşıyordum. Bu durumdan iç organlarımda memnun olmuştular ki ruhuma hiçbir müdahalede bulunmuyorlardı. Aksine, temiz ve güzel havayı içime çektikçe daha fazlasını istiyorlarmış gibi büyük bir istekle çalışıyorlardı. Kalp atışlarımın sesi güneşe kadar gidiyordu. Bunu duyan güneş bana bakıp gülümsüyordu. Hissedebiliyordum; ‘ben güneşe âşıktım, güneş de bana’ Ama bunu duyup kıskanmasınlar diye kimseciklere söylemiyorduk.

       Baharın güzel kokusunu içime çekerek yürümeye devam ediyordum. Ayaklarım bazen bedenime karşı bir iç isyanı başlatıyordu. Ancak ruhum bu isyanı kısa sürede bastırıyordu. Biraz yürüdükten kısa bir süre sonra ayaklarım tekrar isyan çanını çalıyordu. Bu duruma fazla dayanamayıp kendimi bir kavak ağacının altına attım ve dinlemeye koyuldum. Güneşim beni yalnız bırakmıyor, hemen tepemde beni izliyordu. Güneşle bakışmamız devam ederken gözlerime çam ağacının altında oturan genç bir bayan ilişti. İlk önce fazla önemsemedim. ‘Her halde birini beliyor’ diye düşündüm.

        Belli bir zaman geçtiğine rağmen genç bayan hala ağacın altında oturuyordu. Dayanamayıp yanına gittim. Biraz yanında oturduktan sonra soru sorma faslına geçtim. İlk sorum ‘burada birini mi bekliyorsunuz?’ sorusu olmuştu. Genç bayan uzun bir süre hiç konuşmadan gözlerimin içine baktı. Bir an korktuğumu fark ettim ve kendime hâkim olmaya çalıştım ama pek başarılı olamadım. Korktuğumu fark eden bayan yüzünde beliren hafif bir gülümsemeyle anlatmaya başladı. ‘Tepemizde duran ve sürekli bize gülücükler saçan güneşin uğruna kaç kişi hayatını kaybetti biliyor musun? Aaa pardon özür dilerim; nerden bileceksiniz ki. Siz daha kurban olduğunuzun farkında değilsiniz’

       Anlamsızca yüzüne baktığımı gören genç bayan konuyu anlayabileceğim bir şekilde anlatmaya başladı: ‘Güneşin o gülen yüzü herkesi etkilediği gibi kardeşimi de etkilemişti. Zaten her şey etkilenmekle başlamaz mı?’

       ‘Kardeşim cıvıl cıvıl öten kuşların sesiyle başlamıştı güne. Onun için hayat yaşamaya değerdi ve hiç kimse onu istediği hayattan vazgeçiremezdi. Günlerden salıydı ve saatler 14.00’ü gösteriyordu. O an için tek istediği şey bu ince ve uzun yoldan yürümekti, baharın o güzel kokusunu içine çekerek doyasıya yürümek. İstediğini gerçekleştirdi ve dışarıya çıktı. Tıpkı senin gibi başlamıştı güne. Senin gibi mutlu ve huzurlu bir şekilde ‘merhaba’ demişti gökyüzüne. Ama sen şanslısın sana anlatacaklarımdan sonra belki sen kurtulursun  fakat o, o artık yaşamıyor.’

      Yanımdaki bayanı dehşet içinde dinliyordum. Acaba ne olmuştu kız kardeşine? Genç bayan olanları sindire sindire anlatıyordu. ‘Bu kadar güzel bir günde kardeşine ne olabilir diye düşünüyorsun değil mi? Kız kardeşim şuanda oturduğumuz ağacın altında güneşle tanışmıştı. Güneşin ona aşık olduğunu sanıyordu. Fakat o çok sevdiği güneş ona en büyük kötülüğü yaptı. Ona ışınlarıyla gönderdiği devasız bir hastalıkla onu bu dünyadan alıp götürdü. Ben her yıl aynı gün ve aynı saatte gelip bu ağacın altına oturuyorum. Belki o çok sevilen güneş bana acır da benide kardeşimin yanına götürür. Şimdi anladın mı burada neyi beklediğimi?...

     

      Bakın burada Güneşin yerine başka bir şey anlatmak istedik  ee artık oda anlayabilene...

    (Her türlü eleştiriye açığız efenim :) )

    | Yazan: eFte£ya & AşiNa | Yorum ( 7 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 9/4/2007 - İşte Hayat Bu
  • Kategori: Oyku dediklerim

     

    Günlerden bir gün Yalnızlık usulca sokaklarda yürür. Girdiği her sokakta başka bir yalnızlık onu karşılar. Oysa onun istediği bu değildir. O,bundan sonra ki yaşamında yalnızlığını paylaşabilecek bir dost aramaktadır. Ancak gittiği her yerde yalnızlık ve yalnızlığın beraberinde getirdiği sessizlik vardır.

      Yalnızlık çaresizce gezmekte ve gezdikçe de sıkılmaktadır. Çünkü, çünkü yalnızlık,yalnızlığını biriyle paylaşmak istemektedir. Nedeni ise ‘yalnızlıktan sıkılmış’ olmasıdır.

      Yalnızlık derin düşünceler çemberinde dönerken biranda ‘yakınlığa’ çarpar. Sessizlik birden irkilir. Çünkü sessizlik bozulmuştur.

      Yakınlık gülümseyerek yalnızlığın yüzüne bakar, yalnızlık ise heyecanın ve korkunun etkisiyle yerinde donakalır. Bu bakışma on dakkayı bulur.Sessizlik gözünü kırpmadan onları izler…

      Yalnızlık dayanamayıp yakınlığa yaklaşır ve ‘aslında yapayalnız olduğunu, sırf arkadaş bulmak ümidiyle bu dar ve karanlık sokaklarda yürüdüğünü’ söyler…Yalnızlık bunları anlatığına rağmen yakınlık hala da yalnızlığın yüzüne bakıp gülümsemektedir. Yalnızlık kafasındaki binbir soruyla yakınlığa yönelir ve neden sürekli gülümsediğini sorar…Yakınlık, yalnızlığın gözlerinin içine bakarak içten bir sevinç ve coşkuyla yalnızlığın boynuna sarılır. Yalnızlık ne yapacağını bilmez bir vaziyette etrafına bakakalır. Çünkü etrafı dolmuş, sessizlik yerini sevince ve coşkuya bırakmıştır. Az sonra mutluluk,hüzün,gözyaşı,arkadaşlık ve hepsinin başı dostluk gelir. Herkes ama herkes kendini duygu selinin ortasında bulur. Duygu seli ‘böyle coşkulu bir yerde benim işim olmaz’ deyip yerini sevince ve coşkuya bırakır. Yalnızlık da yalnızlıktan kurtulup hayata sillesini yapıştırır. Ve çığlık atarak ‘işte der, işte  HAYAT BU ’

    Hayatta yalnız kalmamanız dieğiyle...:)

    | Yazan: eFte£ya & AşiNa | Yorum ( 3 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    Yaşam benim için küçük bir mum değil. O elimde tuttuğum muhteşem bir meşale gibi ve onu gelecek nesillere geçirmeden önce olabildiğince çok ışık saçmasını istiyorum.

    Son Yazılarım

  • ~ Bayramınız kutlu olsun ~
  • ~ Seni Seviyorum ~
  • ~ UNUTMİCAM :) ~
  • DOĞUM GÜNÜM KUTLU OLSUN :))
  • ~ KAL D!YEBİLSEYDİN ~
  • Bağlantılar

  • Ana Sayfa
  • Profilim
  • Arşiv
  • RSS

    Katagorilerim

    Arkadaşlarım

    ¦ zero1
    ¦ Salih Koşar
    ¦ karcai
    ¦ womentuana
    ¦ arzu60
    ¦ benmasumum
    ¦ herneysem
    ¦ ladyanatolia
    ¦ mahouny
    ¦ 0000kalpsiz000
    ¦ byalways
    ¦ mekansalways
    ¦ lordoftheloneliness
    ¦ canbahar
    ¦ somer
    ¦ Kağan Ataseven
    ¦ gulsenem
    ¦ birseyvar
    ¦ necmettindavulcu
    ¦ duygularinsairi
    ¦ sinemiscan
    ¦ arzunungifleri
    ¦ benimtugra
    ¦ karaduvak
    ¦ hayatsevince



    Bannerimi Ekleyin...


    Desteklediklerim











    _´¯ Eğlence Ve Download Dünyasına TIKLAYIN... ¯`_



    *VaKTiViSaL*


    Image Hosted by ImageShack.us


    umudumsensin

    daisy1



    seraplaherseyyy-didoli82

  • Sayfa: 1 Toplam: 2
    | Sonraki Sayfa